Zai Yaşam için ne dediler?

Zai Yaşam’da bugüne kadar edebiyat dünyasının önde gelen yazarlarını, ruhumuza iyi gelen ünlü müzisyenleri, değerli sanatçıları ağırladık. Zai Yaşam’da bizimle bir araya gelen bu değerli isimler bizim için ne dediler, bilmek ister misiniz?

Yılmaz Özdil

Eşanlamlı kullanılır ama, aslında…

Zengin olmak başka şeydir.

Varlıklı olmak başka şey.

*

Zengin, parayı, malı, mülkü istiflerken, hayatını harcar.

Varlıklı, bilime, kültüre, sanata harcarken, hayatı biriktirir.

Zengin, sahip olduğunun esiridir.

Varlıklı, edindikçe özgürleşir.

Zengin, alt tarafı sıfattır.

Varlıklı, karakterdir.

Zengin, nalıncı keseridir, topluma duyarsız kalır.

Varlıklı, etrafa yararlıdır, farkındadır.

Zenginlik fanidir.

Varlık, bakidir.

*

Bodrum’da bir mekan sanılıyor… Halbuki, hayatı değerli kılan

kavramların, hayatımızdaki varlığı’dır Zai.

*

Yaşamak şakaya gelmez, demiş büyük usta…

Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden

bütün işin gücün yaşamak olacak

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile mesela,

zeytin dikeceksin

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde, ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından

*

Budur Zai.

*

Hiç tanımadıkları insanları mutlu ederek mutlu olan Derya ve Yunus

Büyükkuşoğlu’na, hiçbir karşılık beklemeden benimsedikleri ve

yaşattıkları bu felsefe için, yürekten teşekkür borçluyuz.

Nermin Yıldırım

Geçtiğimiz ilkbahardı. Tam olarak nasıl bir yerle karşılaşacağımı bilmeden, bir söyleşi davetine icabet etmek için gitmiştim Zai’ye. Önce bir kapı gördüm, genellikle öyle olur. Sonra o kapılar duvarların içine açılır genelde. Fakat bu kapı kocaman bir bahçeye açıldı. İhtiyar ağaçların serin gölgesine, toprağa ve gökyüzüne. Üstelik içeride edebiyat konuşmak için bir araya gelmiş harika insanlar vardı. Sanırım bugüne kadar söyleşi yaptığım en güzel mekanlardan biri oldu Zai. Duvarların dışında, tabiatın ortasında, çimenlerin kokusunu, göğün tazecik soluğunu içimize çekerek uzun uzun sohbet ettik o gün gelenlerle. Oradaki şahane insanlara, kokusunu bizimle paylaşan toğrağa, ağaçlarda cıvıldayan kuşlara, yaprakları hışırdatan incecik rüzgara ve tepedeki tombul beyaz bulutlara teşekkür ederim.

Yekta Kopan

Sanatın verimli ve insana iyi gelen bir bahçeye benzetilmesini severim. Zihninizde hemen canlanabilen bir görüntüyle gelir bu benzetme. Gümrah ağaçlar, serin gölgeler, özgür yeşiller, farklı tonlarda maviler ve bütün bunların içinde kendine yer bulmuş sanat eserleri: Resimler,heykeller, kitaplar, replikler, notalar… Bodrum Zai’nin kapısından ilk girdiğimde bunları düşünmüştüm. Kimilerine fazla romantik gelebilecek bir benzetmenin vücut bulmuş hali duruyordu karşımda. Bir kahve içimi süresince ağaçlara, güneşin gülümseten ışık oyunlarına baktım. Doğanın sesini duymama izin veren sükûnete hayran oldum. Çevre masalarda kitap okuyan, defterini açmış notlar alan, tatlı bir sohbeti fısıltılarla sürdüren insanların da benimle aynı hislerde olduğunu anlamak zor değildi. Bu etkileyici tanışmayla kalmadı Bodrum Zai’yle ilişkim. 16 Ağustos’ta bir söyleşi ve imza günü için konuk oldum Bodrum’un yeni nesil kütüphanesine. Ne yalan söyleyeyim, yoğun bir kalabalık beklemiyordum. İnsanların tatil akşamlarında bir yemek sofrasını, müzikli bir eğlenceyi, deniz kenarında yürüyüşü ya da buna benzer şeyleri tercih edecekleri ezberi vardı kafamda. Ama Bodrum Zai, kısa sürede insanların tatil akşamı alışkanlıklarını değiştirmiş, ezberleri bozmuş, sanat bahçesinin huzurunu herkese yaymayı başarmıştı. Söyleşi sırasında bütün bahçe doldu. Dahası, okurlar kitaplarımla ilgili sorularıyla, hayata dair yorumlarıyla “paylaşmak” için gelmişlerdi.

Paylaşmak; ne güzel bir kelime. İşte o gece anladım ki, Bodrum Zai, sanatın gücüyle bir paylaşma ortamı yaratmayı başarmıştı. Yolunuz Bodrum’a düştüğünde, kendinize bir iyilik yapın ve Zai için uzun bir zaman dilimi ayırın. Çünkü kapısından girer girmez hayatın paylaştıkça güzelleştiğini bir kez daha anlayacaksınız.

Jehan Barbur

Zai bence Bodrum’umuza bir nimet… Zarif bir zevkle yaratılmış nefes alınmalık bir vaha. Yaz günlerinde sahnesinde seyircimle buluşmaktan aldığım keyfi anlatmak için satırlar yetmeyebilir. Hem sergiler, konserler ve tiyatro oyunlarını diz dize göz göze izlemek her yerde herkese kolayca nasip olmuyor. Zai, kütüphanesi, kafe ve restaurantıyla tam teşeküllü bir yaşam alanı. Yaşam bize dar nefesler aldırırken, Zai, derin bir oh çekebilmemize fırsat verdi. Ne mutlu bize ki hem sahnesini hem bahçesini hem yaşam alanını ve kütüphanesini gönlümüzce yaşayabiliyoruz. Daha nice güzel tecrübelere…

Armağan Portakal

Zai Bodrum ve Zai Yaşam

Bazı kurumların ruhları olduğuna inanıyorum. Nezaket, zarafet, çalışkanlık, üretkenlik, saygı yapı taşlarına işleyen kurumlar var. İnsanların özel anılar biriktirmesine sebep olan değerli markalar var hayatımızda. Ticari kaygısının önüne geçen hizmet kalitesi, yaşam gustosu ile çıtamızı yükselten işletmeler…

Sayıları çok değil. Ben zaten her zaman “sıfır” ile “bir”I karşılaştırırım. Bir azdır ama VARdır. Varoluştur. İlhamdır. Büyüyeyecek ilk su halkasıdır.

Zai Bodrum böyleydi. Sudaki ilk halka… Şimdi Zai Yaşam ile halkasını büyüttü. O halkanın içine daha çok BİZ kattı. Kalitesini düşürmeden…

Yeniden ve yeniden doğan, yaşam enerjisini simgeleyen Ölmez Ağacı: Zeytin…

 Bizden çook sonra, tarihte çağımızı inceleyenler Zai Bodrum ve Zai Yaşam’ı öğrenecek! Ölmez Ağacının gölgesinde ve eteğinde sanatı, kitabı ölümsüzleştirmek için çabaladılar diye…

 İşte biz o dönemin insanlarıyız. O kapıdan girdik, doğaya hürmeti, sanata saygıyı gördük, yaşadık.

Ne mutlu…

Ali Poyrazoğlu

Sanat bugün de dün de yaşamın sıkıntılarını göğüslemesi, yalnızlığı yenmesi için hep yanı başında durdu insanoğlunun. Dünyadan geçmek bir meydan okumadır. Sanat meydan okuyanları taçlandırmak için vardır. Sanatla iç içe bir yaşamı seçenler tacı kendileri takar başlarına.

Fikir yapısı için benim de çabaladığım Zai Yaşam sanatla başlarına meydan okuma tacını takacaklar için kuruldu. Onlarla var olmaya devam edecek.